Teknoloji

Türkiye’nin AI Pastasındaki Payı: Üretici mi, Tüketici mi?

Türkiye, AI araçlarını tüketiyor. ChatGPT’nin dünya genelinde en aktif kullanıldığı ülkelerden biriyiz. Türk kullanıcılar günde milyonlarca prompt gönderiyor. Şirketler AI lisanslarına yılda milyonlarca dolar ödüyor. Tüketim tarafında sıkıntı yok.

Üretim tarafında durum farklı.

Türkiye’de kaç tane büyük dil modeli (LLM) eğitildi? TÜBİTAK’ın desteklediği birkaç proje var. Ama OpenAI, Anthropic, Google, Meta’nın modelleriyle rekabet edebilecek ölçekte bir Türk modeli yok. GPU altyapısı sınırlı. Araştırma bütçesi, ABD veya Çin’in binde biri seviyesinde.

Bu bir eleştiri değil, tespit. Ve bu tespitin stratejik sonuçları var.

AI değer zinciri kabaca üç katmandan oluşuyor. En altta donanım katmanı: çipler, sunucular, veri merkezleri. Ortada model katmanı: büyük dil modelleri, görüntü modelleri, ses modelleri. En üstte uygulama katmanı: bu modelleri kullanan ürünler ve hizmetler.

Donanım katmanında Türkiye’nin payı sıfıra yakın. NVIDIA, AMD, Intel, TSMC gibi oyuncularla rekabet etmek mevcut koşullarda mümkün değil. Model katmanında pay çok düşük. Trilyon parametreli model eğitmek, milyarlarca dolarlık yatırım gerektiriyor.

Ama uygulama katmanında Türkiye’nin gerçek bir şansı var.

Neden? Çünkü uygulama katmanında kazanan, en büyük modeli yapan değil, en iyi problemi çözen. Türkiye’nin sektörel bilgisi, yerel pazar anlayışı ve mühendislik kapasitesi, uygulama katmanında rekabet avantajı sağlayabilir.

Somut örnekler: Türk lojistik sektörü için rota optimizasyonu. Türk tarım sektörü için sulama ve hasat tahmini. Türk sağlık sektörü için hasta triajı ve randevu yönetimi. Türk hukuk sistemi için sözleşme analizi. Türk muhasebe mevzuatı için vergi planlaması.

Bu uygulamaların hiçbiri sıfırdan model eğitmeyi gerektirmiyor. Mevcut modelleri alıp, Türkiye’ye özgü veriyle beslemek ve sektörel iş akışına entegre etmek yeterli. Burada “wrapper olmak” ile “uygulama katmanı oluşturmak” arasındaki farka dikkat etmek gerekiyor. Wrapper, sadece arayüz değiştirir. Uygulama katmanı, veri ve iş akışı ekler.

Türkiye’nin AI ithalatı (yazılım lisansları, bulut harcamaları, API kullanım ücretleri) her yıl artıyor. AI tabanlı ürün ihracatı ise henüz ölçülebilir seviyede değil. Bu denge, Türkiye’yi “AI tüketicisi” konumunda tutuyor.

Tüketici olmak kötü değil. Ama tüketici, fiyatı belirleyemez. Fiyatı üretici belirler. Ve bir gün API fiyatları artarken, ihraç edecek ürünün yoksa, sadece faturayı ödersin.

Üretemezsek tüketiriz. Tüketici fiyatı ödemez, üreticinin fiyatını öder.

Startup Gazetesi köşe yazarı Ertuğrul Akben

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu